DİŞ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

DEMİNERALtZASYON:
Diş minesinin mineral kaybı. Dişin yüzeyinde küçük bir beyazbölge olarak görülebilir.
DENTİN: Dişin şeklini veren ana doku. Bu malzeme yumuşak doku ile mi-
ne arasında bulunur ve birbirinin üzerine yığılmış bir dizi tüp-çükten oluşur.
DİŞ HİJYEN UZMANI: Diş temizleyen, röntgen filmi çeken, ön muayeneleri yapan ve ağız sağlığı eğitimi veren eğitimli profesyonel. (Türkiye’de böyle bir meslek dalı henüz yoktur.)
DİRENÇLİ BAKTERİ: Belli periodontal tedavi modellerine karşı direnç kazanmış olan
bakteri türleri.
DİŞ ÇEKME: Bir dişin sökülmesi.
DİŞ HEKİMİ ASİSTANI: Diş hekiminin hemen yanı başında duran, cihazları hazırlayan, iş sırasında aletleri veren, prosedürleri uygulayan ve diğer genel işlevleri yerine getiren profesyonel.
DİŞ MİNESİ: Dişin dışını saran mineralimsi sert beyaz madde.
DİŞ REÇİNESİ: Dişe uygulanan bir plastik dolgu maddesi.
DİŞ TAŞI (tARTAR): Diş plaklarının mineralleşmesiyle (kireçleşme) oluşan sert inatçı
madde.
Çarpık dişleri ve hatalı kapanışı düzeltmek amacıyla dişlere takılan ortodontik bir gereç.
DİŞ ARASI RÖNTGENİ:      Dişlerin birbirine nasıl oturduğunu görmek ve muhtemel çürük
bölgelerini tespit etmek için alt ve üst arka dişlerin kuronlarının birlikte çekilen filmi.
EKLEM: Alt çene ile kafatası arasındaki “menteşe”.
AİRATÖR (EL ALETİ: Diş hekiminin matkabı.
TIK DİŞ HEKİMLİĞİ: Yalnızca dış görünüşü güzelleştirmek amacıyla yapılan işlemleri içeren diş hekimliği türü. Kozmetik Diş Hekimliği olarak da adlandırılmaktadır.
nsı ;R Arka dişlerin yüzeyindeki yarıklar.
FLOK: Dişleri güçlendiren ve aynı zamanda diş çürümesi ve has-
sasiyetini azaltan bir kimyasal madde.
HOKOSIS: Fazla flor alınmasından ötürü (milyonda bir payın üzerinde) diş
minesinin renginin bozulması, ardında kan dolaşım sistemine karışır. “Diş minesi beneklenmesi” de denir.
GEREÇ: Çıkarılabilir bir diş restorasyon uygulaması ya da ortodonti
aracı.
CINGİVA SINIRI: Dişin yüzeyine yakın olan gingiva bölgesi, Çoğunlukla “dişeti”
denir.
GİNGİVİTİS: Daha çok gingivanın ‘disetinim iltihaplanması diye geçer ve
hafiften başlayarak ağır dereceye kadar sınıflandırılır. Belirtileri
gingivada kızarıklık, şişkinlik, kanama ve hassaslaşmadır.
GÖRÜNTÜLEME: Yüzde 90 daha az radyasyon kullanarak röntgen çeken dijital
ileri teknoloji işlemi. “Dijital görüntüleme’ de denilmektedir.
HATALI KAPANIŞ: Üst ve alt dişlerin düzgün oturmadığı bir ısırma sekli.
HAVAYLA AŞINDIRMA: Dişteki çürüğü ve diş yapısını almak için alüminyum oksidi basınç altında tutan bir teknoloji. Aletsiz ya da iğnesiz diş hekimliği tekniği de denilmektedir.
HİPER PLAZİ: Gingiva dokularının aşın büyümesi. Dişin büyükçe bir bölümü
dişeti dokusuyla kaplanıncaya kadar devam edebilir.
İNTERDENTAL: Dişarası.
İMPLANT: Çene kemiğine monte edilen bir titanyum çapa yardımıyla eksik
dişlerin yerine yenilerinin konulması. Bu çapa yerleştirildikten sonra da üzerine yapma dişler (protez) takılır.
KALICI DİŞLER: Genellikle 32 adet olan erişkin dişleri.
KALIP: Bir çalışma kalıbı çıkarmak amacıyla yumuşak malzemeden bir
ya da birkaç dişin ve dişetinin bir baskısının çıkarılması. Kuron.
köprü, protez, ağartma tepsisi hazırlığı sırasında ve ortodontik
tedavilerde kullanılır.
KEP: Kuronun (taç) bir diğer adı.
KURON: Diş minesinin çevrelediği diş bolümü. Aynı zamanda kapladığı
dişin şeklini alan bir restorasyonun da adı.
MANDİBULA: Ağzın alt bölümünü oluşturan alttaki çene.
NEOPLAZM: Ağız kanseriyle ilgili.
NİTRÖZ OKSİT: Diş hastalarının endişesini yatıştırmakta kullanılan birgaz. “gt*-
me gazı.”
OKLUZAL TRAVMA: Dişler üzerine aşırı bir güç bindirildigi zaman (diş sıkma ve
gıcırdatma gibi) meydana gelir. Kontrol edilmezse, dişler aşırı yıpranır, hatta kırılabilir: aynı zamanda bağ dokusu ve kemik
kaybı da olabilir,
OKLUZAL: Arka dişlerin ısırma yüavyıvle ilgili.
OKLUZYON: Ah çenenin bütün konumları ve hareket şekillerinde,
çene dişleri arasındaki ilişkiyi ifade eder.
Çiğneme amacmden çok kesme ve ısırma amacıyla kullanılan altı alt w üst ön dişi belirtmek için söylenir.
patlama: Dişin dişetinin içinde ucunu İlk gösterdiği an. (<j

ABSE: Dişin yumuşak dokuları ile dişin tabanını saran dokuların enfek-

siyonu.

PANORAMİK  RÖNTGEN:    Bir dişin kuronunu, kökü ve çevreleyen kemik yapısını gösteren

röntgen filmi.
PfRtODONAL BAĞ: Dişi kemik yuvasında tutan lifler. Periodontal bağ bir uçta
sementuma, diğerinde diş kemiğine bağlıdır.
PPERİODONTAL ABSE Tek bir dişi saran gingiva dokularının akut enfeksiyonu. Etkilenen bölgede ciddi kızarıklık ve şişkinlik, ağrı, kanama ve kemik kaybı yaşanır.
PERİODONTAL PROB:      Ceplerin derinliğini ölçmeye yarayan çubuk.
PERİDONTAL RAHATSIZLIK: Bakteri periodontal cebe sızdığı zaman meydana gelir ve doku tahribine yol açar. Bu cep derinleştikçe doku diş kemiğin-deki dişi tutma yeteneğini kaybeder.
PERİODONTAL: Dişi destekleyen kemik ve dokuyla ilgili.
ONTÎTİS: Erişkinleri etkileyen ve diş kemiği imhasına varan bir periodon-
tal hastalık.
Diş üzerinde yuvalanan yumuşak bakteri birikimi. Plak sertleşirce (taşlaşınca) ‘tartar” olur.
Özellikle doğal görünümün önem kazandığı ağız bölgelerinde tercih edilen yapay kuron yapımında kullanılan diş rengi madde.
Diş temizliği ve cilalamadan oluşan koruyucu işlem.
Dişin dentinin içindeki canlı kısmı. Sinir dokusu ve dişe gıda maddelerini taşıyan kan damarlarından oluşur.
RADYOGRAFİK: Röntgenle ilgili.
Dişteki mineralleri diş minesinin rnineralsizleşmiş bölgesine taşımak.
Yitirilen diş yapısının ya da dişlerin yerine konan diş hekimliği uygulamaları (köprü, dolgu, kuron, implant).
Bir ya da birkaç eksik dişin yerine, sağlam dişlerin üzerine yerleştirilen yapay kuronlara iki yandan dayanak yapılarak takılan kalıcı protez.
Arka dı>l«rin yüzeylerine yerleştirilen plastik sıvı. Diş çürüklerini Önlemeye yöneliktir. Sealant sürüldüğü yerde sertleşerek, diş fır-• .1 .ı/İri kolayca lemi/lenebilen pürüzsüz bir yüzey oluşturur.
SEMENT: Dişin kökünü kaplar. Dty kemiksi diş yuvasına bağlayan bağ
dokuları İçin çapa noktası işlevini görür. Diş yapılarının en
yumuşağıdır.
SERT DAMAK: Ağız tavanının kemiksi ön bölümü.
SU SIKMA: Çöküntü ve plakları önleyen sıvıyı mekanik akıtma yöntemi.
SULCUS: Gingiva ile diş arasındaki hendeğe benzeyen açıklık. 1-3 mm bir
derinliğe ulaşır.
SUPRAGİNGİVAL: Gingiva sınırının üzerindeki bölge.
TEMPOROMANDİBULAR: Çene eklemini oluşturan bölge.
TOPİKAL ANESTETİK:        Ağızdan yapılan iğnenin acısını hafifletmek için dişeti yüzeyine
sıkılan ya da sürülen bir ilaç.
TOPİKAL FLOR: Dişin dış yüzeylerine sürülen flor içeren bir solüsyon ya da jel.
TOPİKAL: Enfekte olmuş bir bölgeye doğrudan tedavi uygulanmasıyla
ilgili.
DiŞ  implant,
zirkonyum diş
istanbul diş hastaneleri,
diş hastanesi randevu
ULTRASONİK SKALA:        Diş taşını, plağı ve endotoksinleri dişten atmak için ultrason kullanan bir teknoloji.
ULTRASONİK: Yüksek frekanslı elektrik akımının mekanik titreşimlere dönüş-
mesi.
ÜÇÜNCÜ AZI DİŞLERİ:      Ağzın en gerisindeki azı dişi. Çıkan son kalıcı diş. “Akıl dişi” ya
da yirmi yaş dişi de denir.
VENEER: Bir dişin dış yüzeyine konan bir örtücü madde, kaplama.
“Laminat” diye de bilinir.
bulunduğu güvenlik düzeyi.
sertaç kızılkaya diş hekimi
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.