implant sorularinin yanitlari

implant

İmplant Menu
İmplant Nedir? Nasıl Yapılır?
İmplantın Faydaları Nelerdir?
İmplantların İyileşme Süreci?
İmplant Pahalı Bir Tedavimidir?
Hangi Durumlarda İmplant Yapılır?
İmplantın Riskli Olduğu Durumlar?
İmplantların Markası Önemlimidir?
İmplanttan Önce Neler Yapılır?
İmplant Uygulaması Ne Kadar Sürer?
İmplant Yapılırken Acı Duyarmıyım?
İmplantın Yapım Aşamaları Nelerdir.
İmplantın Başarısı Nelere Bağlıdır?
Her Yaşta İmplant Mümkün mü?
İmplant Sonrası Neler Yapılmalıdır?
İmplant’ ın Sakıncaları Var mı?
İmplanttan Sonra Yemek Yenir mi?
İmplanttan Sonra Şişlik Normal mi?
İmplanttan Sonra Ağrı Olurmu?
İmplant Destekli Protezler?
İmplantların Ömrü Ne Kadar?

Protez Diş

1-Ağızda kalan dişlerin üzerine yapılan ve hasta tarafından çıkartılamayan kron, köprü gibi sabit protezler.

2-Hasta tarafından istenildiği zaman takılıp çıkartılabilen hareketli protezler olarak ikiye ayrılır.

Sabit protez genellikle implant yöntemine benzemekte fakat bu protez sisteminde vidalama işlemi yapılmamaktadır. Bu yöntemde de yine dişlerdeki eksiklikler giderilebilmektedir. Bu tip protez sistemi iki diş arasına yapılmış olduğundan ve yapılırken diğer dişlerden destek alındığından köprü olarak da adlandırılmaktadır. Özellikle yan yana birkaç dişten oluşan sabit protezler için köprü terimi sıklıkla kullanılmaktadır.

Hareketli protez yönteminde, protez ağızdan çıkartılabilmekte ve yeniden ağız içerisine yerleştirilebilmektedir. Genellikle tüm dişlerini kaybetmiş kişiler bu tip damak protezlerini tercih etmektedirler. Bu tip hareketli protezler ağızdan çıkartıldıklarında bakım gerektirmektedirler. Ancak elbette ki ağız içerisindeki sabit protezlerinde günlük bakıma ihtiyaçları olmakta, uzun süreli kullanım için düzenli bir ağız bakımı şart olmaktadır.

İyi bir ağız bakımı için, profesyonel ağız bakımı yöntemi tercih edilebileceği gibi, her gün düzenli olarak yapılması gereken kişisel ağız bakımının aksatılmadan devam ettirilmesi ile de etkili bir ağız bakımı sağlanabilmektedir.

Ortodonti

ortodonti

Dişlerdeki çapraşıklık problemi genellikle genetik kökenli olmakta, çocukluk döneminde süt dişi gelişimi ve ana diş gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmediği durumlarda ortodonti problemi meydana gelmektedir.

Bu problem genellikle ana dişlerin çıkış istikametlerinde yer tutucu ve yönlendirici görevi gören süt dişlerinin bu işlevlerini yerine getirememelerinden dolayı ana dişlerin, diş etlerinin üst kısımlarından yamuk bir şekilde çıkmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte çapraşıklık probleminin alt ve üst çene kemiklerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı meydana gelebildiği de bilinmektedir.
Çapraşıklık probleminin giderilmesi için erken yaşlarda tedaviye başlamak, çok daha etkili olmakta çünkü bu yaşlarda dişlerin yerlerinin değiştirilmesi ve konumlarının düzeltilmesi çok daha kolay olmaktadır. Çene kemikleri gelişimini tamamladıktan sonra, dişlerin düzenli bir pozisyona getirilmesi daha uzun bir zaman almaktadır.

Dişlerde ortodonti probleminin giderilmesinde en yaygın olarak kullanılmakta olan tedavi yöntemi diş teli uygulaması yöntemi olmaktadır. Dişlere diş teli uygulaması ortodonti tedavisi olarak da bilinmekte ve uygun bir şekilde konumlanmamış olan dişlerin hastalıklara ve çürüklere yakalanma ihtimali daha yüksek olduğundan, ortodontik tedavi sadece estetik açıdan kusurların giderilmesi için değil diş ve diş eti sağlığının korunması için de gerekli olmaktadır. Bir bireyin ortodonti tedavisine ihtiyacı olup olmadığına, sadece diş çapraşıklığı problemine bakılarak karar verilmemektedir.

Tedavi öncesi aşamada, öncelikle kişinin çene profilleri çıkartılmakta, çeşitli röntgenler çekilmekte ve kapsamlı bir ağız ve diş muayenesi yapılmaktadır. Tüm bu değerlendirmelerden sonra eğer gerek var ise ortodonti tedavisine geçilmektedir. Ortodontik tedaviye ihtiyaç duyulan durumlar genellikle tipik belirtiler  göstermektedir. Örneğin, üst ön dişler diğer ön dişlerden daha önde ise, alt çene kemiğinin öne doğru çıkık ise, ağız kapatıldığında alt ve üst dişlerin birbirleri ile temas haline gelmiyor ise, dişler arasında herhangi bir sebepten dolayı boşluklar var ise ya da yeni gelecek dişler için çene kemiği üzerinde yer yok ise, tüm bunlar ortodontik tedavi için bir belirti ve neden olarak kabul edilmektedir.

Tüm bu problemlerin giderilmesi için dişlere diş teli yani braket uygulamasının yanında problem tipine uygun olarak daha birçok sabitleyici aparatın uygulanması da mümkün olmaktadır. Tüm uygulamaların dişler ve diş etlerine uyguladığı etki aynı olmakta, uygulanan tüm yöntemler dişlerin konumlarının çene kemiği üzerinde değiştirilmesi esasına dayanmaktadır. Belirtildiği gibi, tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar çabuk alınmakta, ayrıca tedavi sırasında çene kemiklerinde ve dişlerde yer değişiminden kaynaklanan ağrılar oluşabilmektedir.

İstanbul ortodonti uzmanı ve ortodonti fiyatları için bilgi almak istermisiniz.?

05493474347 arayabilirsiniz.

İmplantlar

İmplant diş kliniği

İmplantlar, dişetlerinizin altındaki çene kemiğine cerrahi olarak yerleştirilen metal materyallerdir. Yerleştirildikten sonra, üzerine protez diş yapılır.
Çene kemikleri üzerindeki diş eksiklikleri, genetik nedenlere dayanıyor olabildiği gibi, erken yaşta diş çürüklüğü problemi yaşayan kişilerde dişlerin çekilmesi sonucunda da diş eksiklikleri meydana gelebilmektedir. Diş eksiklikleri, diş ve diş eti sağlığı açısından belirgin bir zarar oluşturmasa da estetik açıdan göze hoş görünmeyen bir görüntü meydana getirebilmektedir. Bu diş eksikliklerinin giderilmesi için dişlere sabit köprü uygulaması yapılabildiği gibi, implant olarak bilinen yapay dişlerin diş kemiğine gömülmesi şeklinde bir tedavi yöntemi de tercih edilebilmektedir. İmplantoloji disiplini tarafından kontrol edilmekte olan bu uygulama genellikle sabit köprüleri ya da takılıp çıkarılabilen protezleri kullanmak istemeyen kişilere uygulanmaktadır. Dişlere implant uygulamasında hastanın diş ölçüleri alındıktan sonra oluşturulan yapay diş çene kemiğine vidalanmaktadır. Lokal anestezi veya genel anestezi altında uygulanan bu yöntemde hasta hiçbir acı hissetmemektedir. Başlangıçta geçici olarak uygulanan implant 3 ile 6 ay bir kullanım süresinden sonra kalıcı hale getirilmekte ve implantların sabit ya da takılıp çıkartılabilen tipleri bulunmaktadır.

İmplantlar, titanyum elementinden yapılmakta ve diş hekimin uzmanlığı ve yapılan işin kalitesine göre bir implantın ağızda kalabilme süresi değişmektedir. Yine de eskiden sadece 5 yıl ağızda kalabildiği bilinen implantların, diş hekimliği tekniklerinin ve ekipmanlarının geliştirilmesi ile artık çok daha uzun süreler veya hayat boyunca bile ağızda kalabilir. Bu tedavi yönteminde, implantların titanyum elementinden yapılıyor olması, insan vücudunun titanyuma karşı alerjik bir reaksiyon göstermemesinden kaynaklanmaktadır. Böylece vücut implantı kabul etmekte, çene kemiği ile implant arasında sıkı ve tam bir bağlantı sağlanarak, fonksiyonlarını gerçek dişlere en yakın şekilde gerçekleştirebilen yapay dişler oluşturulmaktadır.  İmplant uygulanmasından sonra, implant kaybının yaşanması durumu, vücudun implantı kabul etmemesinden değil, implant etrafında bir bağ dokusu meydana gelmesinden kaynaklanmaktadır. Çevresinde bağ dokusu oluşması nedeni ile kaybedilen İmplantın tedavisi için; kaybedilen implant çıkarılarak yerine yeni implant takılması gerekir.  İmplantın kemik ile kaynama oranı ise %98’dir.

2016 İmplant fiyatı

Bilgi almak için iletişim sayfasından bize ulaşınız. Hızlı bir şekilde yanıt alacaksınız.

Diş Rekorları

En çok yenilenen dişler

Dişleri, hayatı boyunca Uç kez yenilenen insanlar sıkça görülmüştür. 1896 yılında Fransa’da dişleri dördüncü kez yenilenen birine rastlandı. 1680 yılında da dişleri beşinci kez değişen biri kayıtlara geçti.

Mesleğine en saygılı dişçi

Dünyanın mesleğine en saygılı dişçisi olarak kayıtlara geçen diş hekimi, İtalyan Giovanni Battista Orsenigo’dur. İşine son derece bağlı ve dindar bir insan olan Orsenigo, 1868 ve 1904 yılları arasında çektiği dişleri atmadı ve Uç dev kapta biriktirdi. 1903 yılında üç kasada bulunan dişlerin toplamı 2 milyon 744’ü bulmuştu.

Dünyanın en değerli dişi

1816 yılında Sir Isaac Newton’a ait bir diş, Londra’ da 730 sterline satıldı. 1643-1727 yıllan arasında yaşayan Sir Newton’un dişini alan kişi, o dişten bir yüzük yaptırdı ve ölünceye kadar parmağından çıkarmadı.

Diş üzerine siteler

Estetik Diş Hekimi

DİŞ FIRÇALAMA

DİŞ FIRÇALAMA İÇİN HANGİ DİŞ FIRÇASI?

El ile kullanılan diş fırçaları dünyada çe­şitli firmalar tarafından çeşitli şekillerde ve büyüklükte yapılmaktadırlar. Maalesef ülke­mizde birçok dişhekimleri dernekleri tarafın­dan kabul edilmiş standartlara uygun ve iyi kalitede diş fırçası bulmak güçtür. Kısa başlı ve naylondan yapılmış diş fırçaları tercih edil­melidir.

  • Naylondan yapılan yani sentetik olan diş fırçaları domuz kılından yapılanlara kıyasla şu avantajlara sahiptir :
  • — Naylondan istenen sertlikte diş fırçası yapmak mümkündür. Çok sert, sert, orta, yu­muşak ve çok yumuşak gibi. Halbuki, tabii kıl­ların sertliği aşağı yukarı aynıdır.
  • __ Naylon özellikle suya karşı çok dayanıklıdır. Kıl ise çabuk bozulur ve sertliğini kaybeder.
  • — Naylonun uç kısımlarına istenen şekli vermek örneğin uçlarını yuvarlaklaştırmak mümkündür. Bu, kıl fırçalarına kıyasla dişe-tini zedelememesi bakımından bir avantaj sağlar.
  • — Tabii kıl fırçalarında kılın içerisinde bulunan organik kanallar mikropların birik­mesi ve üremesi için iyi bir ortamdır. Halbuki naylon daha temiz kalmaktadır
  • Kılları sert bir naylon fırçayı sıcak su altında tutmak suretiyle, fırçalama müddetince, yumuşatmak mümkündür.
  • — Tabii kıl fırçalarında, kıllar fırça sa­pından kolay ayrıldıkları için dişin fırçalan­ması esnasında dişetine batarak iltihaplanma­lara neden olabilirler.

Diş Fırçasının sap ve baş kısmı

Diş fırçasının sap kısmı el ile kolay ve ra­hat kavranabilir şekilde tatlı eğimli köşeler ih­tiva etmelidir. Baş kısmının ise normal bü­yüklükte olması en çok dikkat edilecek husus­tur. Uzun başlı diş fırçaları asla tercih edil­memelidir. Dişlerinde çapraşıklık bulunan ve­ya ağzı küçük olan hastalara çocuklar için ya­pılmış küçük, diş fırçaları tavsiye edilir. Kü­çük başlı diş fırçaları ağız içinde kolay hare­ket edebildiğinden tercih edilmelidir.

Fırça sertliği

«Dişetlerinizi kanatmcaya kadar sert fır­ça ile dişlerinizi .fırçalayın» sözü tamamen yanlıştır ve çok eskiden, dişeti hastalıklarının tedavisi bilinmediği zamanlar ortaya atılmış­tır. Her şahsın diş ve dişetlerinin sıhhat duru­muna göre çok yumuşak, yumuşak, orta sert ve çok sert diş fırçaları diş doktorları tarafın­dan tavsiye edilmelidir. Dişetlerinde özellikle yüzey kısımlarında epitel dokusunun haraplığı ile ortaya çıkan iltihaplı durumlarda ve dişeti ameliyatlarından sonra hastalara çok yumu­şak diş fırçaları tavsiye edilmelidir. Böyle şa­hıslarda sert diş fırçalarının kullanılması ilti­habın şiddetlenmesine ve yayılmasına yardım­cı olan önemli bir etken olur. Periodontal cep oluşmuş bireylerde yani dişetlerinin yüzey kı­sımları keratinden zengin fakat parmakla diş­eti üzerine baskı yapıldığında diş ile dişeti ara­sından sarımsı bir eksüdanm geldiği haller­de orta sertlikte veya sert diş fırçası kullanıl­malıdır.

Diş fırçalamada amaç, diş ve dişetleri üze­rindeki plakların kaldırılması olduğuna göre gerektiğinden çok sert diş fırçası ve fazla kuv­vet tatbiki diş ve dişetlerini aşındırmak sure­tiyle zararlı olacaktır. Çok yumuşak diş fırça­sı ise plakları temizlemeyecektir. O halde, diş­etleri sıhhatli olan şahıslar profilaktik olarak orta sertlikte bir diş fırçası kullanmalıdırlar. Yumuşak diş fırçaları daha elastik oldukla­rından diş ile dişeti arasını daha iyi temizler­ler ve dişler arasına daha kolay girerler. Hatta bazı dişhekimleri yumuşak diş fırçalarının sert olanlara kıyasla diş macunlarıyla beraber diş yüzeyine daha fazla etki ederek daha iyi te­mizleme yaptığını ileri sürmektedirler.

Diş Fırçalama zamanı ve sayısı

Diş fırçalamada amaç dişler üzerindeki bakteri plaklarının kaldırılması olduğuna gö­re bu, her şahsın el kaabiliyetine göre değişir. Bunu kontrol için normalde görülmeyen bak­teri plaklarını açığa çıkaran boyama tabletle­ri veya solüsyonlarının kullamlmasıyle dişler üzerindeki plakların diş fırçalama ile ne ka­dar kaldırılabildiği tesbit edilmelidir. Diş fır­çalama en az 3 dakika devam etmelidir.

Üç dakikadan az yapılan diş fırçalamalarda plak­ların yeterince kaldırılamadığı bulunmuştur. Bu nedenle, diş fırçalama zamanının birey ta­rafından kendi kendine kontrolü için, yumur­ta pişirirken kullanılan kum saatlerinden fay­dalanılmaktadır. Kum akımı bitinceye kadar diş fırçalamaya devam etmek şahısları diş fır­çalama zamanına uymaya mecbur etmekte­dir.

Günde en az 3-5 kere dişler fırçalanmalı­dır. Ağız, mikropların en kolay ve en çabuk ürediği bir ortamdır. Dişler aralarında ve üzer­lerinde kalan gıda artıkları mikroplar için bes­lenme kaynaklarıdır. Bu nedenle, dişleri he­nüz çıkmamış çocuklarda ve dişleri tamamen çekilmiş dişsizlerde ağızdaki mikropların sa­yısı ve cinsleri çok daha azdır ve böyle şahıs­larda ağız kokusu da az olur. O halde, her ye­mekten sonra veya herhangi bir şey yedikten hemen sonra dişler fırçalanmalıdır, özellikle, şekerli gıdalardan sonra dişler kesinlikle fırça­lanmalıdır. Hiç kuşku yok ki dişler sabah ve akşam fırçalanır. En önemlisi ise gece yatar­ken dişleri fırçalamaktır.

Elektrikle çalışan otomatik diş fırçaları

El kaabiliyeti iyi olan ve dişleri üzerinde­ki plakları el fırçasiyle temizleyebilen şahıs­larda normal el fırçaları yeterlidir. Ancak, yanlış fırçalama tekniğine alışmış, örneğin : Çok kuvvetli fırça tatbik ederek veya yatay olarak diş fırçalayanlara elektrikli diş fırçala­rı tavsiye edilebilir. Çünkü bu fırçaların pekçoğu dikey yönde hareket edip belirli bir bas­kı yaptıklarından dişlerde fazla aşınmaya ne­den olmadıkları gibi dişeti üzerine masaj ya­parak kan dolaşımını artırıp dişeti dokusu­nun iyi beslenmesine ve diş-dişeti bölgesinin de iyi temizlenmesine sebep olurlar.

Eğri dişlerin düzeltilmesi için tedavi gö­ren çocuklarda dişler üzerine takılan bandla-rın aralarındaki gıda birikintilerim elektrikli diş fırçalarıyle temizlemek daha etkili olmak­tadır.

Yapılan pek çok araştırmada elektrik­li diş fırçalarının normal fırçalara göre bak­teri plaklarını kaldırmada, diştaşlarmın olu­şumunu önlemede ve dişeti sıhhatini koruma­da daha fazla etkili olduğu gösterilmiştir. Ay­rıca, elektrikli diş fırçalarının, normal fırça­larla yatay fırçalama yapan şahıslarda daha az diş aşınmasına neden olduğu da tesbit edil­miştir. Bütün bunlara rağmen, elektrikli diş fırçasına alışmış kimseler herhangi bir ne­denle, el fırçası kullanma zorunluluğunda ka­lırsa, diş fırçalamayı el fırçası ile ne derece­de etkili yapabileceklerdir? Elektrikli diş fır­çalarının pil ile çalışan tipleri de mevcut ol­masına rağmen pilin kuvvetten düşmesiyle çalışma yani temizleme etkisinin de azalması istenmeyen bir durumu ortaya çıkarabilmek­tedir.

Diş macunları

Her diş macununun içerisinde bulunan aşındırıcı ve antiseptik maddelerin cinsi veya çeşidi farklıdır. Ağızdaki mikro-organizmala-rın muayyen antiseptik maddelere karşı di­renç kazanmalarım ve diş aşınmalarını önle­mek amaciyle değişik diş macunları kullan­mak iyi olur. Ancak, dişlerinde duyarlılık ve­ya dişetlerinde iltihap bulunanlara özel şekil­de yapılmış diş macunları -tavsiye edilebilir (Sensodyne, emoform, sanogyl v.s. gibi). Diş fırçasına macunu diş fırçası kuru iken koy­mak temizleme etkisini artırır.

DİĞER DİŞ TEMİZLEME ARAÇLARI

Pekçok kişiler ve hatta dişhekimleri dahi «ağız hijyeni» denince sadece diş fırçalamayı düşünürler. Aslında yalnız diş fırçası ile ağız hijyenini temin etme olanağı yoktur. Bu ne­denle, «ağız hijyeni» deyimi yerine «plak kont­rolu» deyimi tercih edilmelidir. Çünkü, dişle­rin ara yüzlerindeki plağın kontrolü ağız fiz­yoterapisinde büyük bir önem taşır. Bunun için en çok kullanılan «dental floss» adı veri­len iplikler ile ince şeritlerdir.

Dental-Floss

Dental-floss mumlu veya mumsuz iplik­ten meydana gelmiş olabüir. ideali mumsuz naylondan olanıdır.

Kullanma Şekli : 30-35 cm. uzunluğunda koparılan dental-floss’un her iki ucu, her iki elin işaret parmağına dolanır; bu esnada iki elin baş parmağı arasında 1-2 cm. mesafe kal­malıdır, üstçene dişlerinin özellikle azı diş ara­larını temizlemek için orta parmağın baskısın­dan şekilde görüldüğü gibi istifade edilir. Bu­nun için iki elin baş parmakları arasındaki mesafe artırılmalıdır. Dental-floss ile diş ara­larını temizlerken dişeti-okluzal yüz istikame­tinde her iki diş ara yüzeyini de temizlemek gereklidir. Bu iş esnasında dişeti dokusuna zarar vermemeye çalışmalıdır. Dental-floss kullanmaya arka dişler arasmdan başlayıp öne doğru ilerlemelidir.

Parmakları arasında dental-floss’u kul­lanma güçlüğü gösteren hastalara «Floss Span» adı verilen aletler kullanıdırılabilir. Diş aralarındaki temas noktalarının çok sıkı ol­duğu kuron veya köprüler arasında floss’un serbest ucu içten dışa veya dıştan içe geçiril­mek suretiyle temizleme işi yapılabilir. Diş araları çok fazla aralıklı olduğundan veya diş­siz bir sahaya yakın diş proksimal yüzeyini temizlemek için 1 cm. eninde gazlı bezden şe­ritler aynen dental-floss gibi kullanılabilir.

Plastikten yapılmış fırça sapına benzer aletin ucuna sert ağaçtan yuvarlak kürdan takılmış ve dişeti oluğu içerisine girecek şe­kilde eğim verilmiştir. Kürdanın yan kısımla­rı diş kökünün açıkta olan yüzey kısımlarını temizleyip parlatabilir. Düzensiz diş yüzeyleri ve sabit protezler arasındaki birikintileri çok iyi temizleyebilen bir araçtır.

Bir el diş fırçasının diğer ucunda açılmış bir deliğe geçebilen veya özel olarak metal ve­ya plastikten yapılmış çubuklar üzerine tut­turulmuş lastikten veya plastikten, uçları ko-nikleştirilmiş uçlardır.

 

 

Diş eti ve çinko

Diş eti sağlığı için dengelimbeslenme önemlidir.
Çinko da dişeti sağlığı için gereklidir.
Hormon ve enzimleri yöneten çinko sağlık için önemli bir mineral. Günlük çinko ihtiyacı yaklaşık 10-15 mg. Çinkonun en iyi kaynağı ise et, yumurta, deniz ürünleri ve tahıllar.
100’den fazla enzim üzerinde etkili olan çinkonun vücutta çok önemli görevleri var. Sağlığın korunması ve gelişmesi için her gün doğal yiyeceklerle yeterli miktarda çinko almak gerekiyor.

Çinkonun bağışıklık sistemi için son derece önemli olduğunu biliyoruz. Çinko yetersizliğinde oluşabilecek sorunlar:
• Saçlarınız cansız ve soluk olur, çok dökülür ve yeterince uzamaz.
• Cildiniz parlak ve pürüzsüz olmaz. Teninizin renginde hissedilir bir solukluk olur. Dermatit gibi bir takım cilt problemleri görülebilir.
• Tırnaklarınız yavaş ve zor uzadığı gibi çok kolay kırılır.
• Karaciğeriniz, böbrekleriniz zor çalışır, sürekli bir yorgunluk ve ödem problemi yaşarsınız.
• Pankreasınız düzgün çalışmadığı için şeker metabolizmanız bozuk olur, anlamsız ve sık sık tatlı ve şeker krizleri yaşarsınız.
• Yaralarınız geç ve zor iyileşir.
• Bağışıklık sistemi alt üst durumdadır, anlamsız şekilde sürekli hastalanırsınız.
• Tat duygunuzda azalma, ağzınızda tatsızlık, doyumsuzluk olur. Ne yeseniz zevk almıyor, damak tadınıza uyduramıyor olabilirsiniz.
• Üreme hormonlarının çalışmasında aksamalar olur.
• Çinko yetersizliği stres seviyenizi yükselttiği gibi, aşırı stres sırasında iskelet kaslarının yıkımı ile idrarda çinko atımı artar.

YETERİNCE ÇİNKO ALMAK İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
• Haftada 2 gün kırmızı et yenmeli.
• Haftada 2-3 gün balık tüketilmeli.
• Eğer alerjiniz yoksa her sabah 1 adet yumurta yemek mükemmel bir besin desteği olarak düşünülebilir. Yumurta çinko için önemli bir kaynaktır. Yumurta ayrıca kaliteli bir protein ve demir kaynağı olması, folik asit içermesi, doymamış yağ oranının yüksek olması sayesinde kilo vermek ve sağlıklı beslenmek konusunda da çok önemli yapı taşıdır.
• Tam buğday, tam tahıl, tam çavdar ekmeği çinko alımını tamamlar. Sağlıklı bir insan her gün en az 5 dilim tam tahıl ekmeği yemelidir. Beyaz ekmek, light ekmek ve kepekli ekmekte çinko miktarı yetersizdir. Öğünlerde ekmek yerine bulgur pilavı ve makarna tüketilebilir.
• Abartı her zaman her yerde her durumda faydadan çok zarar getirir. Aşırı lif almak, kontrolsüz bir şekilde çok miktarda karışık bitki çayları kullanmak, aşırı ve kontrolsüz kalsiyum hapı kullanmak çinkonun vücuda alımını engeller ve çinko yetersizliği oluşturur.
• Hap olarak aşırı ve kontrolsüz şekilde çinko almak da faydadan çok zarar getirir.

Diş kontrolü

STANDARTLARA UYGUN OLMAYAN DOLGU VE PROTEZE DİKKAT
Ağız kanserlerine neden olan risk faktörlerini ise şöyle sıralamak mümkün:
• Alkol.
• Sigara ve diğer tütün ürünleri.
• Kötü beslenme.
• Virüsler (Human Papilloma Virus; HPV).
• Lökoplaki ve liken planus gibi kansere dönüşme riski taşıyan yumuşak doku lezyonları.
• Yumuşak dokulara ve dile temas eden kötü yapılmış diş restorasyonları, taşkın dolgular, hatalı kuron köprü restorasyonları, dil sırtını kesecek şekilde aşınmış diş dokuları.
• Tıbbi standartlara uygun olmayan dolgu ve protez malzemeleri (kron, köprü, estetik dolgu malzemeleri).

diş-hastanesi

Diş hekimi kontrolü

DİŞHEKİMLERİNE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Günümüzde ileri tanı yöntemlerine rağmen ağız kanserlerinin geç teşhis edilebildiğini kaydeden Yücel; şöyle dedi: ‘’Tanı ve tedavisi geciken hastaların yarısı yaşamlarını ilk 5 yılda kaybetmektedir. Ağız kanseri lezyonları belirgin klinik semptom ve ağrı ile kendini göstermemektedir. Birçok vakada klinik muayene de yetersiz olduğundan tanıda biyopsi kullanılması önerilmektedir. Bu yüzden diş hekimlerine önemli bir görev düşmektedir. Hastaların periyodik muayenelerinde iyi bir anamnez ve ayrıntılı bir muayene erken teşhiste önemli rol oynamakta ve hayat kurtarmaktadır. Rutin diş hekimi kontrolleri de bu yüzden gereklidir. Bu anlamda Türk Diş Hekimleri Birliği’nin 28-31 Ağustos 2013 tarihinde İstanbul’da gerçekleştireceği 101.Dünya Diş Hekimleri Kongresi bilimsel programında diş hekimlerine konu ile ilgili bilimsel yenilikler sunulacaktır.’’

KULAK AĞRISI, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VARSA…
TDB Başkanı Yücel; şu belirtileri sıralayarak kamuoyunu ağız kanserine karşı dikkatli olmaya çağırdı: ‘’Ağızda geç iyileşen yaralar, lenflerde büyümeler, ağız yumuşak dokularının esneklik kaybı ve hareket zorluğu, kulak ağrısı, kanama, dişlerde hareketlilik, konuşma ve yutma güçlüğü, protez kullanmada zorluk ağız kanserlerinin klinik belirtileridir.’’

Diş eti estetiği

DİŞ ETİ ESTETİĞİ
Diş boylarında farklılık, aşırı belirgin ve simetrik olmayan diş etleri sıklıkla rastlanan estetik problemler. Lazer yöntemi ile tek seansta gülüş simetrisi düzenlenebilir. Cerrahi ve kanamalı bir işlem olmadığı için iyileşme kısa sürede gerçekleşir.

DİŞLERİNİZ IŞILDASIN
Estetik müdahale yapılacak dişlerin rengi, sağlıklı dişlere göre düzenlenir. Bu nedenle dişlerin rengi ile ilgili değişiklik yapılmak isteniyorsa, öncelikle işlem görmeyecek olan sağlıklı dişler, lazerle beyazlatılmalıdır. Beyazlatmanın zararı yoktur ve geri dönüşümlü bir uygulamadır. Tedavi sonunda hastadan ölçü alınarak şeffaf plaklar hazırlanır ve beyazlatıcı jeller verilir. Olası renk dönüşümü durumunda hasta evde bu plakları kullanarak kolayca beyazlatma yapabilir.Diş Hekimi muayenahanesinde yapılabilen bu tedavi için bilgi alabilirsiniz.

20130306-084837.jpg